top of page

Arama Sonuçları

Boş arama ile 1122 sonuç bulundu

  • Yusufçuk ve Kız Böcekleri fotoğrafçılığı

    Yusufçuk ve kız böcekleri, doğanın güzel canlılarından bazılarıdır ve fotoğrafçılık için oldukça ilgi çekici konular arasındadır. Bu canlıların çekimleri için bazı özel teknikler ve ekipmanlar gerekebilir, ancak doğru bilgiye ve pratik deneyime sahip olduğunuzda, harika sonuçlar elde etmek mümkündür. Öncelikle, yusufçuk ve kız böcekleri gibi canlıların fotoğrafını çekmeden önce, doğru ekipmanları seçmeniz önemlidir. En temel ekipman olarak, iyi bir dijital fotoğraf makinesi ve bir zoom lens veya makro lensi öneririm. Makro lensler, küçük detayları yakalamak için idealdir ve yusufçuk ve kız böcekleri gibi küçük canlıların fotoğrafını çekmek için oldukça kullanışlıdır. Ayrıca, çekim yapacağınız ortamda kullanabileceğiniz bir tripod da faydalı olabilir, çünkü bu, titremeyi önleyerek daha net ve net fotoğraflar çekmenizi sağlar. İyi bir fotoğraf makinesi ve lens seçtikten sonra, doğru ışıklandırmayı da düşünmeniz gerekir. Gün ışığında çekim yapmak genellikle en iyi sonuçları verir, ancak yeterli ışık yoksa, harici bir flaş veya aydınlatma kullanabilirsiniz. Bununla birlikte, yusufçuk ve kız böcekleri gibi canlıları rahatsız etmeden çekmek için doğal ışığın en iyi seçenek olduğunu unutmayın. Yusufçuk ve kız böcekleri, doğanın en güzel canlılarından bazılarıdır ve fotoğrafçılık için oldukça popüler konulardır. Bu türlerin doğal güzelliklerini yakalamak için doğru ekipman ve teknikleri kullanmak önemlidir. Yusufçuklar, büyük gözleri, zarif kanatları ve renkli gövdeleri ile dikkat çeken bir türdür. Kız böcekleri ise parlak renkleri ve çeşitli desenleri ile tanınır. Bu canlıların fotoğrafçılığı, doğal ortamlarında ya da özel olarak tasarlanmış alanlarda yapılabilir. Doğal ortamlarda fotoğraf çekmek isteyenler için, yusufçuklar ve kız böcekleri genellikle sulak alanlarda veya nemli ormanlık alanlarda bulunur. Günün erken saatleri veya hava karardıktan sonra, bu canlılar daha aktif hale gelirler ve fotoğrafçılar için daha iyi bir konumda dururlar. Bu zamanlarda, doğal ışık koşulları da fotoğraf çekimi için idealdir. Özel olarak tasarlanmış alanlarda fotoğraf çekmek isteyenler için, özellikle yusufçuklar için yapay bir su kaynağı oluşturulabilir. Bu su kaynağı, yusufçukların beslenmesi ve üremesi için de ideal bir ortam sağlayacaktır. Bu alanlarda, doğal ışık koşullarını kontrol etmek mümkündür, bu nedenle fotoğraf çekimi için gerekli olan aydınlatma koşulları sağlanabilir. Yusufçuk ve kız böcekleri fotoğrafçılığı için, doğru ekipman ve teknikleri kullanmak da önemlidir. Geniş açılı lensler ve makro lensler, bu türlerin fotoğraflarını çekmek için en uygun olanıdır. Makro lensler, canlıların detaylarını yakalamak için idealdir ve geniş açılı lensler, canlıların doğal ortamlarını göstermek için kullanılabilir. Ayrıca, düşük diyafram açıklıkları ve uzun pozlama süreleri de kullanışlı olabilir. Düşük diyafram açıklıkları, odaklanmanın daha keskin olmasını sağlayabilir ve arka planın daha bulanık olmasını sağlayarak canlının daha belirgin görünmesini sağlayabilir. Uzun pozlama süreleri ise, canlının hareketini izleyerek hareketli bir etki yaratabilir. Sonuç olarak, yusufçuk ve kız böcekleri fotoğrafçılığı, doğanın güzelliklerini yakalamak için harika bir yoldur. Doğal ortamlarda veya özel olarak tasarlanmış alanlarda bu canlıları fotoğraflamak, doğru ekipman ve teknikleri kullanarak unutulmaz anılar yaratmak için harika bir fırsattır.

  • Karanlık iç mekan fotoğraf çekimi ayarları

    Karanlık iç mekanlarda fotoğraf çekmek, bazı zorlukları beraberinde getirir. Ancak doğru kamera ayarlarını kullanarak, harika iç mekan fotoğrafları çekebilirsiniz. İşte size karanlık iç mekanlarda fotoğraf çekmek için kullanabileceğiniz bazı ayarlar: ISO: İç mekanlarda ışık genellikle yetersiz olduğu için, ISO ayarınızı artırarak daha fazla ışık yakalayabilirsiniz. Ancak yüksek ISO değerleri görüntüde gürültü oluşumuna neden olabilir. Bu nedenle, mümkün olduğunca düşük ISO değerleri kullanmak en iyisidir. İlk denemenizde ISO değerini 800-1600 arasında ayarlayabilirsiniz ve sonrasında ihtiyaç duyduğunuzda artırabilirsiniz. Diyafram: Diyafram ayarı, objektifinizin açıklığına göre belirlenir ve ışık miktarını kontrol eder. Küçük diyafram değerleri (örneğin f/1.4 - f/2.8) daha fazla ışık yakalar, ancak daha düşük alan derinliği nedeniyle sadece belirli bir bölgeyi odaklamaya izin verir. Daha büyük diyafram değerleri (örneğin f/8 - f/11) ise daha geniş alanlara odaklanmanızı sağlar, ancak daha az ışık yakalar. İç mekanlarda, diyafram ayarınızı f/2.8 - f/5.6 arasında ayarlayabilirsiniz. Enstantane: Enstantane ayarı, deklanşöre basıldığında ne kadar süre boyunca ışığın sensöre düşeceğini kontrol eder. İç mekanlarda daha yavaş enstantane hızlarına ihtiyaç duyabilirsiniz, ancak bu durumda el titremesi veya hareketli nesneler nedeniyle netlik sorunu yaşayabilirsiniz. Genellikle 1/60 - 1/125 arasında bir enstantane hızı kullanmak yeterlidir, ancak daha yavaş hızlarda tripod kullanmak gerekebilir. Işık Ölçümü: Işık ölçümü, kameranızın ışık yoğunluğunu ölçerek doğru pozlama ayarlarını belirler. İç mekanlarda, ışık ölçümü genellikle zordur çünkü ışık kaynakları farklı yoğunluklarda olabilir. Bu nedenle, ışık ölçümü için çoklu ölçüm modunu kullanmak faydalı olabilir. Beyaz Ayarı: Beyaz ayarı, kameranızın çevredeki ışığın rengini tanımlamasını sağlar. İç mekanlarda, ışık kaynakları farklı renk sıcaklıklarına sahip olabilir, bu nedenle beyaz ayarını doğru ayarlamak önemlidir. Otomatik beyaz ayarı genellikle iyi sonuç verir, ancak doğru ayarlamadığı durumlarda manuel ayarlar kullanılabilir. Flaş: İç mekanlarda flaş kullanmak genellikle gereklidir. Ancak, flaşın yüzeylere doğrudan çarpması fotoğrafın görüntü kalitesini düşürebilir. Bu nedenle, flaşı yansıtıcı bir yüzeye veya tavana yöneltmek daha iyi sonuç verir. Makro Modu: İç mekanlarda detaylı fotoğraflar çekmek istediğinizde, makro modu kullanabilirsiniz. Bu mod, kameranızın objektife daha yakın mesafelerde daha net fotoğraflar çekmesine izin verir. Bu ayarların yanı sıra, karanlık iç mekanlarda çekim yaparken, mümkün olduğunca sabit bir tutuş kullanmak ve tripod kullanmak da önemlidir. Ayrıca, doğru kadrajlama, kompozisyon ve pozlama ayarlarını belirlemek için zaman ayırmak da gereklidir. Uygulama yaparak ve deneyler yaparak, karanlık iç mekanlarda harika fotoğraflar çekebilirsiniz.

  • Kamera nasıl sabit tutulur?

    Kamera sabitleme, fotoğraf ve video çekimlerinde önemli bir faktördür çünkü istenmeyen titreşimler ve hareketler, sonuçta kötü görüntüler elde etmenize neden olabilir. İyi bir sabitleme teknikleri, net ve stabil görüntüler elde etmenizi sağlayacaktır. İşte, kamera sabitleme için bazı teknikler: Tripod kullanın: Tripod, en temel sabitleme aracıdır. Bir tripod kullanarak, kameranızı sabit bir yere yerleştirirsiniz ve çekimlerinizi yaparken hareketleri en aza indirirsiniz. Tripod, özellikle düşük ışık koşullarında veya uzun pozlama çekimlerinde kesinlikle kullanılması gereken bir araçtır. Elde tutma teknikleri: Elde tutarak fotoğraf çekmek, bazen gereklidir. Ancak elde tutma sırasında, özellikle düşük hızda çekim yaparken, ellerinizi titretmeden tutmanız önemlidir. Elde tutma sırasında, dirseklerinizi gövdeye yakın tutarak, nefesinizi tutarak ve mümkünse sırtınızı bir yere dayayarak stabilizasyon sağlayabilirsiniz. Kameraya yardımcı araçlar kullanın: Kamera sabitlemek için birçok yardımcı araç vardır. Örneğin, kamera kayışı, elde daha iyi bir kavrama sağlayarak titreşimleri azaltır. Gimbal, kameranızı dengede tutarak titreşimleri azaltır ve çekim sırasında pürüzsüz bir hareket sağlar. Makine yapımı sabitleme yöntemleri: Bazı durumlarda, kameranızı sabit bir yere yerleştirmeniz gerekebilir. Örneğin, sabit bir açıda video çekmek için bir araca monte etmek isteyebilirsiniz. Bu durumda, kamerayı bir monopod, bardak vantuzu veya diğer özel aparatlar gibi araçlar kullanarak sabitleyebilirsiniz. Stabilizasyon teknolojisini kullanın: Bazı kamera modelleri, dijital veya optik görüntü sabitleme teknolojisiyle donatılmıştır. Bu teknolojiler, kamera hareketlerini otomatik olarak algılar ve görüntüyü sabitlemek için çalışır. Bu özellikleri kullanarak, sabit olmayan bir çekim yaparken bile daha iyi görüntüler elde edebilirsiniz. Kamera sabitleme, çekimlerinizin kalitesini önemli ölçüde artırabilir. Yukarıdaki teknikleri kullanarak, net, keskin ve profesyonel görüntüler elde etmenizi sağlayabilirsiniz. Sonuç olarak, kamera sabitleme, fotoğraf ve video çekimlerinde önemli bir faktördür ve istenmeyen hareketler sonucu kötü görüntüler elde edilmesine neden olabilir. Sabitleme tekniklerini kullanarak, kameranızı sabit bir şekilde tutabilir ve net, keskin ve profesyonel görüntüler elde edebilirsiniz. Tripod kullanımı, elde tutma teknikleri, kameraya yardımcı araçlar, makine yapımı sabitleme yöntemleri ve stabilizasyon teknolojisi gibi birçok yöntem vardır. Hangi yöntemin kullanılacağı, çekim koşullarına ve ihtiyaca göre değişebilir. Bu nedenle, farklı sabitleme tekniklerini öğrenmek ve uygulamak, fotoğraf ve video çekimlerinde başarılı olmak için önemlidir.

  • Lens filtreleri kullanmak

    Lens filtreleri, fotoğraf çekimlerinde kullanılan oldukça yararlı aksesuarlardandır. Bu filtreler, doğru kullanıldığında fotoğrafların kalitesini artırabilir, renkleri canlandırabilir, yansımaları önleyebilir veya filtreleyebilir, çizikleri ve tozu önleyebilir ve daha birçok fayda sağlayabilir. Bu nedenle, lens filtreleri, fotoğrafçıların genellikle çantalarında bulunan önemli bir aksesuardır. Bu yazıda, lens filtrelerini kullanmanın faydaları hakkında daha fazla bilgi edineceksiniz. Ayrıca, hangi filtrelerin hangi amaçlar için kullanılabileceği ve nasıl seçilebileceği konusunda ipuçları alacaksınız. Filtre Çeşitleri Lens filtreleri, fotoğrafçıların kamera lenslerinin önüne takabileceği birçok farklı türde mevcuttur. İşte en yaygın kullanılan filtre türleri: UV filtreleri: Bu filtreler, ultraviyole ışınlarını filtrelemek için kullanılır ve genellikle lensin önünde kalır. UV filtreleri, objektifin ön yüzeyini çiziklerden, tozlardan ve diğer zararlı maddelerden korur. Ayrıca, UV filtreleri, açık havalarda fotoğraf çekerken mavi renk tonlarını engelleyerek daha canlı görüntüler elde etmenize yardımcı olur. Polarize filtreleri: Bu filtreler, yansıyan ışıkları bloke ederek yansımaları önlemek için kullanılır. Özellikle su yüzeyi, cam veya metal yüzeylerde yansımaların önüne geçerler. Polarize filtreler, renkleri canlandırmaya da yardımcı olur ve daha derin ve canlı bir gökyüzü tonu elde etmenize yardımcı olabilir. ND filtreleri: Bu filtreler, ışığı azaltmak için kullanılır ve genellikle çok parlak ışık koşullarında uzun pozlama gerektiren durumlarda tercih edilirler. ND filtreleri, fotoğrafçının değişken diyafram veya değişken enstantane ayarlarına sahip olmasına izin verir ve daha yaratıcı ve etkileyici sonuçlar elde etmenize yardımcı olur. Renkli filtreler: Bu filtreler, özellikle siyah beyaz fotoğrafçılıkta kullanılır ve çekim yaparken renklerin değişmesine neden olur. Bu tür filtreler, özellikle fotoğrafçının atmosferi veya duyguları yansıtmak istediği durumlarda kullanılır. Filtre Seçimi Hangi filtrelerin seçileceği, çekim yapacağınız koşullara ve amaçlara bağlıdır. UV filtreleri, her zaman lensin önünde kalabilir ve çekimlerinizin kalitesini koruyabilir. Polarize filtreleri, yansımalara karşı mücadele etmek istediğiniz durumlarda tercih edilir. ND filtreleri, parlak ışık koşullarında uzun pozlama çekimleri için gereklidir. Renkli filtreler, siyah beyaz çekimlerde kullanılır ve duygusal bir hava yaratmak istediğiniz durumlarda tercih edilir. Filtre seçimi yaparken, lensin çapı ve filtre çapı arasındaki uyumluluğa dikkat etmek önemlidir. Filtre çapı, lensin ön yüzeyindeki küçük çapı ifade eder ve filtre seçiminde dikkate alınması gerekir. Ayrıca, filtre kalitesi de önemlidir. Daha kaliteli filtreler, daha az renk sapması ve diğer kalite kayıpları ile sonuçlanacaktır. Sonuç olarak, lens filtreleri, fotoğrafçılıkta önemli bir rol oynayan aksesuarlardandır. Farklı türleri, farklı amaçlar için kullanılabilir ve doğru filtre seçimi, çekim kalitesini artırabilir. Filtrelerin uyumluluğuna ve kalitesine dikkat ederek, fotoğrafçılar daha etkili ve yaratıcı çekimler yapabilirler.

  • Makro fotoğrafçılığı için ipuçları

    Makro fotoğrafçılığı, fotoğraf sanatının en heyecan verici alanlarından biridir. Bu tür fotoğrafçılık, küçük nesnelerin inanılmaz ayrıntılarını ortaya çıkarmak için kullanılan bir teknik olup, doğru teknikleri kullanarak, fotoğrafın gerçeküstü bir boyuta ulaşmasını sağlayabilirsiniz. Ancak, bu tür fotoğrafçılık da zorlayıcı olabilir ve bazı özel teknikleri gerektirir. Bu makalede, makro fotoğrafçılığı için bazı ipuçları ve püf noktaları paylaşacağız. 1. Lens ve kamera ayarları Yakın çekimler yapmak için genellikle kullanılan iki tür kamera vardır. Bunlar, kompakt kameralar ve SLR (single lens reflex) kameralar. SLR kameralar, dijital ya da filmli olabilir. Dijital ya da filmli olsun, bir kompakt kamera, makro fotoğrafçılık için özelleştirilmiş bir ayara sahiptir. Kameranızın üzerindeki bir kadran yardımıyla küçük bir çiçeğe benzeyen ayarı seçmeniz yeterli olacaktır. Bu ayara getiriniz. Eğer bir DSLR kullanıyorsanız, kameranızın gövdesine kolayca ekleyebileceğiniz bir makro lens satın alabilir ya da lensinizi bir makro lense çevirebilecek bir özel adaptör kullanabilirsiniz. Eğer filmli bir SLR kullanıyorsanız, sıradan bir lens, yakın çekim fotoğrafçılığınız için tatmin edici olmayabilir. Aynı durum bir DSLR kullanıyorsanız da geçerlidir. Bu durumlarda bir makro lens satın almanız ya da bir adaptör kullanmanız en iyisi olacaktır. 2. Yakınlaştığınız zaman aydınlatma çok önemlidir Konunuza çok fazla yaklaştığınızda, sahneniniz deki ışık kaynaklarının bir kısmını engelleyeceksiniz. Aydınlatma sorunlarını çözmenizin birkaç yolu vardır. * Daha fazla ışık için perde hızını ve diyafram ayarını yapabilirsiniz. * Flaş yardımıyla ek ışık ekleyebilirsiniz. * Konunuzu ışık kaynaklarına yakın bir yere taşıyabilirsiniz. Yakın çekim yaparken, doğal gün ışığı kullanılabilecek en iyi ışık kaynaklarından birisidir. 3. Keskin bir odaklama yapın Makro modunda çekim yaparken, keskin bir odaklama yapmak oldukça zorlayıcı olabilir. Bir DSLR ya da SLR ile yakın çekimler yaparken, Manuel Mod (M) kullanmak en iyi sonuçları almanıza yardımcı olacak bir seçenektir. Manuel Modda çekim yaparken, diyafram ve enstantane değerlerine tam olarak hükmetme imkanınız olacaktır. Perde hızı ve diyafram değerlerini dengeli bir şekilde değiştirirken aynı zamanda alan derinliğine ve odaklamaya da konsantre olabilirsinizv Konunuzun en iyi tasvirini oluşturacağını düşündüğünüz duruma göre biraz ileri ya da geri hareket edebilirsiniz. Alan derinliği, lensinizin büyütme oranından etkilenmektedir. Kameranız ve lensinizle birlikte oldukça yakında duruyorsanız, konunuzun tamamının netliği konusunda oldukça zorlanabilirsiniz. Altını çizmemiz gereken nokta, konunuzun bütün bölümlerini netlemeniz mümkün olamayabilir. Yani, sahnenizin, size göre en önemli olduğu alanları netlemeye çalışmalısınız. 4. Sahnenizi ayarlayın Başlangıçta, makro fotoğrafçılık ile çalışmaya başladığınızın da farkında olarak, ekranınızı, araya herhangi bir şeyin girip girmediğinizden endişelenmenize gerek olmayacak bir şekilde planlayın. Kapı açılıp kapanması, çekeceğiniz konuya çok fazla yakın olmanız gibi konular kamerayı titretmenize ve ve olumsuz bir şekilde fotoğrafta etkilerinin görülmesine yol açabilir. Bu nedenle, bir süreliğine konsantre olabileceğiniz bir yerde bulunun. Başlangıç için, evdeki çekimlerinizi cam kenarlarında yapmanız en iyisi olacaktır. Bu sizin konuya ve kompozisyona ve alan derinliğine odaklanmanız için bir fırsat olacaktır ve ışık hakkında da endişelenmenize gerek olmayacaktır. Makro fotoğrafçılıkta kendinizi biraz daha rahatlamış hissettiğinizde, diğer ışık koşullarında çalışmaya başlayın ve kompozisyonunuz üzerinde değişiklikler yapın. Arka planı derli toplu tutmak için boş bir duvar ya da bir kumaşa karşı çekimler yapın. Ayrıca, iğne, cımbız gibi küçük araçları da yakınınızda bulundurun. Bu gibi araçlar, etrafınızdaki küçük nesneleri, onlara zarar vermeden hareket ettirmenizi sağlayacaktır. Öyleyse, etrafınıza bir göz atın. Bakışınızla dünyanın nasıl değiştiğini görmek için makro fotoğrafçılığı kullanın. Makro fotoğrafçılığı, fotoğraf sanatının en yaratıcı alanlarından biridir. Doğru ekipman ve tekniklerle, dünyanın farklı köşelerindeki en küçük nesnelerin bile ayrıntılarını ortaya çıkarabilirsiniz. Bu yazıda ele aldığımız ipuçları ve püf noktaları, makro fotoğrafçılığı yaparken yolunuzu aydınlatacak ve size ilham verecektir. Unutmayın, makro fotoğrafçılığı yaparken pratik yapmak ve deneyim kazanmak her zaman önemlidir. Kendinizi geliştirmeye devam edin ve fotoğraf sanatına olan katkınızı artırın.

  • Fotoğraf makinenizin düşmanlarını tanıyın

    Dijital kameranız, özel anılarınızı yakalamanızı sağlayan önemli bir cihazdır. Ancak, bu cihazı korumak da sizin sorumluluğunuzdadır. Kamera çantası, ilk almanız gereken aksesuarlardan biridir. Ancak, birçok fotoğrafçı, önemli bir detayı atlamaktadır. Bu detay, küçük ıvır zıvırlardır. Çevrenizde bulunan güneş kremi ve böcek ilaçları, kameranıza zarar verebilecek yağlı maddeler içerir. Bu maddeler, kameranın hassas bölümlerini etkileyebilir ve cihazın ömrünü kısaltabilir. Bu nedenle, mümkünse bu ürünleri kullandıktan sonra kameranıza dokunmaktan kaçınmalısınız. Eğer bu ürünlerle temas ettikten sonra kameranıza dokunmanız gerekiyorsa, öncelikle ellerinizi iyice yıkamalısınız. Güneş kremi ve böcek ilaçlarının kameranıza zarar verebileceğini biliyor muydunuz? Bu ürünler oldukça yağlıdır ve kameranızın hassas bölümlerini etkileyebilir. Mümkünse, vücudunuza bu ürünleri sürdüğünüz zaman kameranıza dokunmayın. Eğer bu ürünleri kullandıysanız, kameranızı tutmadan önce ellerinizi iyi bir şekilde yıkayınız. Eğer unutur ve kameranıza dokunursanız, hemen yağlı yüzeyi temizlemeye çalışın. Bu ürünleri kamera çantanıza yerleştirmediğinize emin olun. Bazı kişiler, bir havuza ya da plaja giderken bir başka çanta taşımak istemezler ve bu gibi ürünleri kapalı bir şekilde koydukları zaman her şeyin yolunda gideceğini düşünürler. Aslında, bu işlerin yolunda gittiğini göstermiyor çünkü, kameranızın hayatını riske atıyorsunuz demektir. Kameranızı, kumdan da uzak tutun. Kum küçücük parçalardan oluşmaktadır ve kameranızın içine girdiği anda küçük temel parçalara zarar verebilmektedir. Eğer kameranızı bir plaja ya da parka getirmek istiyorsanız, kameranızı kullanmadığınız süre boyunca çantanızda muhafaza ettiğinize emin olun. Ayrıca, kameranıza bulaşmış olan tozları temizlemek için hassas bir fırça da taşıyabilirsiniz. Plajda iseniz, sizin için tehlike oluşturacak bir başka konu ise kameranızın tuza maruz kalmasıdır. Tuz, kaçınmanız gereken konulardan birisi olan korozyona (metal aşınması) sebep olabilir. Fotoğraf makinenizi kullandıktan sonra, kameranızı silin. Bir DSLR kullanıyorsanız, bir UV Filtre kullanmanız size yardımcı olacaktır. Ayrıca, kameranızın hafıza kartını ve bataryasını tuzlu yerlerde değiştirmemeyi ya da değiştirirken dikkatli olmayı her zaman aklınızda tutun. Eğer bir plajda ya da havuz yakınlarındaysanız, kameranızın su alabileceğini bilin. Arkadaşlarınızla beraber suda oyunlar oynuyorsanız, bu eğlenceli olabilir, fakat bu süre boyunca kameranıza suyun temas etmeyeceği bir yerde muhafaza altında olması gerekiyor. Eve geldikten sonra da küçük parçalarda nemlenme olabileceğinden dolayı, kameranızı kurulayın. Silikon bazı koruyucu maddelerin kamera çantanızda bulunması, kameranızın çantada durduğu süre boyunca kuru kalmasını sağlayacaktır. Bölgenizde ani hava değişiklikleri yaşandığı süre boyunca da bu maddeler işinize yarayacaktır. Kameranıza zarar verebilecek diğer şeyler; tozlar, darbeler, damlalar ve elbette hırsızlardır.

  • Portre fotoğrafçılığında alan derinliği

    Harika bir portre çekmek gibisi yoktur. Gerçekten iyi bir şeklide çekilmiş portreler göze çarpar çünkü konumuz (özellikle gözler) net bir şekilde odaklanmışken arka plan oldukça bulanıktır. Bulanık bir arka plana sahip keskin nesneler, izleyicilerin gözünü modelinize çekerek harika bir etki bırakırlar. Odakta kalan ve kalmayan nesneler arasındaki karşıtlık, 'alan derinliği'olarak bilinir. İyi bir fotoğrafçı, alan derinliğini nasıl kontrol edeceğini ve harika bir çekimi neyin sağlayacağını bilir. Alan derinliğini anlamak ve kontrol edebilmek, arzu ettiğiniz portrelere ulaşabilmeniz açısından önemlidir. Aslında, bu teknik, bu fotoğrafçılık türü için en önemli tekniktir. Ekipman İlk olarak, ihtiyacınız olan şey, uygun bir kamera. DSLR bir kamera ile alan derinliğini kontrol edebilme imkanına sahip olacaksınız (kompakt kameralarla da mümkün ama daha az kontrol imkanına sahip olacağınızı bilmeniz gerekir). İhtiyacınız olan ikinci şey ise, bir portre objektifi. Gerekli teknikleri biliyorsanız, arka planı ne kadar kontrol edebildiğinizi görüp, şaşırabilirsiniz. İyi bir portre lensinin iki temel gereksinimi vardır. İlk olarak, bir telefoto lens aralığı olarak ideali 85mm olmak üzere 50mm ile 135mm aralığında olmasıdır. Bu, her ne kadar bazı fotoğrafçılar bir prime lens kullansa da, herhangi bir zum lens de benzer işlevi görecektir anlamına gelmektedir. İkinci olarak geniş bir diyafram değerine sahip olmak gerekir. Normal olarak, f/2.8 ya da daha geniş bir diyafram açıklığı idealdir ancak uzun odak uzaklıkları için f/4'e kadar geniş diyafram değerleri kullanabilirsiniz. Yöntem Uygun bir lensi DSLR'nize takın. Doğru diyafram değeri girildiği taktirde, daha uzun odak uzaklıkları alan derinliğini düşürmede en iyi sonuçları elde etmenizi sağlayacaktır. 70mm-200mm zum lensleri, portre fotoğrafçılığı için kullanmayı seven birçok fotoğrafçı vardır. Diğer birçok fotoğrafçı, en iyi portre çekimleri için 85mm lensler kullanmaktadır. Portre çekimleri yapacaksanız, geniş açılı lensler kullanmanız işe yaramayacaktır. Kameranızı 'Diyafram Öncelikli Mod'a' ayarlayın ve en geniş seçeneği (en düşük değer) seçin. Daha düşük sayısal değer, daha geniş diyafram demektir ve daha geniş diyafram da daha sığ alan derinliği anlamına gelmektedir. Örneğin, f/1.4 değerindeki çekim ile f/4 değerinde yaptığınız çekimden daha sığ bir alan derinliği elde edersiniz. Çekeceğiniz kişiye doğru bir mesafeye kameranızı yerleştirin. Bu, lensinizin odak uzaklığına bağlı bir değişkendir fakat modeliniz, kadrajınızı uygun bir şekilde dolduracak mesafede olmalıdır. Konuya yakın bir şekilde yerleştirdiğiniz kamera, daha sığ bir alan derinliği almanıza yardımcı olacaktır. Basitçe söylemek gerekirse, kameranız modelinizden 10 metre uzaktaysa, 20 metre uzakta olan bir modeli çektiğinizden dahaa bir alan derinliği olacaktır. Uygulama, uygulama, daha fazla uygulama... Yapacağınız daha fazla uygulama, sonuç olarak almak istediğiniz etkili alan derinliğinin etkilerini daha iyi bir şekilde anlamanıza olanak sağlayacaktır. En iyi portreler, yukarıda belirtilen teknik ve kullanılan ekipmanlarla çekilmiştir. Nasıl çekeceğinizi düşünmeniz, pahalı bir lensle yapacağınız çekimlerden daha başarılı sonuçlar almanızı sağlayacaktır.

  • Daha iyi bir fotoğrafçı olmanın 7 yolu

    Sadece iyi bir kameraya sahip olmak sizi iyi bir fotoğrafçı yapmaz. Basitçe söyleyebilirim ki kamera değil, kamerayı tutan el fotoğrafı iyi bir hale getirebilir. Öyleyse, amacınız iyi bir fotoğrafçı olmaksa, bu yazıda sizi amacınıza ulaştırabilecek birkaç basit yol bulunmaktadır. Öncelikle, fotoğraf çekmenin temellerini öğrenmeli, sonra fotoğrafçılık sanatını öğrenmelisiniz. Bu makale, iyi bir fotoğrafçı olma yolunun bitiş noktasına ulaşan yollar hakkındadır. 1. İyi bir fotoğraf makinesi alın. Evet, bir sanatçı küçük bir kamera ya da cep telefonu ile de iyi bir fotoğraf çekebilir fakat siz, kendinizi bu sanatta geliştirecek bir şekilde en iyi fotoğrafları çekmek isteyeceksiniz. Birçok eğitmen Canon'un orta-düzey DSLR kameralarını tavsiye etmektedirler. Bu tür bir kamera ile nihai hedefinize ulaşabileceğiniz bütün profesyonel teknikleri öğrenebilirsiniz. Yine de, sadece iyi fotoğraflar çekmek istiyorsanız bile, bu tür bir kamera size yardımcı olacaktır. 2. Size benzeyen fotoğrafçılar bulun. Sizinle aynı konulara ilgi duyan insanlar bulun. İnternetteki siteleri ve galeri takip edebilirsiniz. Ancak, sadece bakmayın, onlarla birlikte çalışın da. Kompozisyon ve ışık hakkında konulara bakın, bir fotoğrafı sizin için özel kılanın ne olduğunu anlamaya çalışın. Daha sonra fotoğrafçılığı size göre özel kılan nitelikleri taklit etmeyi deneyin. Ancak sabırlı olun, bu hemen gerçekleşmez. Sabırlı olur ve bol bol uygulama yaparsanız, başarabilirsiniz. 3. Fotoğrafçılık sitelerine katılın. Üyelik sistemine sahip birçok websitesi bulunmaktadır. Bu tür sitelere katılarak bir topluluğun bir parçası olabilir, birbirinizin fotoğraflarına yorum yapabilir ve eleştirilerde bulunabilirsiniz. Birçok değerli geribildirim alırsınız. Aynı zamanda kendinizi geliştirmenize yardımcı olacak birçok değerli dostluklar edinebilirsiniz. 4. Fotoğrafçılık kulüplerine ya da topluluklarına katılın. Bu da yukarıda açıklanmış başlıkla benzerlik göstermekte ancak bu sefer fiziksel iletişim kurmanız beklenmektedir. Bu konuda yardım isteme konusunda çekingen olmayın. Bir fotoğrafçıyı, çektiği bir fotoğrafı nasıl çektiğini açıklamaktan daha çok hoşnut eden bir şey yoktur. Aylık toplantılar ve kulübünüzle birlikte gezi yapma imkanlarınız olacaktır. Yeniden söylemek gerekirse, bu deneyimler yaşıtlarınızla birlikte çalışma ve fotoğraflarınızı karşılaştırma fırsatı sunacak ve en hızlı bir şekilde öğrenmenize yardımcı olacaktır. 5. Gezilerde/Atölyelerde fotoğrafçılık gezilerine katılın. Bir fotoğraf dergisine abone olursanız, fotoğrafçılığı öğreten birçok geziye veya atölyeye katılma imkanı bulabilirsiniz. Bu geziler bir günden birçok güne kadar olabilir ve sınırlı sayıda katılımcı ile gerçekleşebilmekte ve bu sayede de profesyonel etkileşim olabilmektedir. Bu mevcut becerilerini geliştirmeniz ve yeni beceriler kazanmanız için harika bir fırsattır.. 6. Ders alın. Bir ders almanın farklı seçenekleri vardır. Birincisi, kameranızı aldığınız yerde ders almaktır. Bazı kaliteli dükkanlar, kameraları almanızın bir parçası olarak bu dersleri sunmaktadırlar. Bir diğer seçenek de yerel bir eğitim kursu bulmaktır. Çevrenizde doğru bir kurs olup olmadığını kontrol edebilirsiniz. Bu tür kurslar başlangıç fotoğrafçıları veya orta düzey fotoğrafçılar için uygun olabilir ancak en iyi yönü, oldukça ucuz olmasıdır. 7. Fotoğrafçılık okuluna gidin. Eğer ciddi anlamda profesyonel bir fotoğrafçı olmak niyetinde iseniz, yapabileceğiniz en iyi şey, bir fotoğrafçılık okuluna gitmektir. Bu sanatın bütün yönlerini öğrenebilecek ve mezun olduğunuzda, zaten başarılı bir uzman olacaksınız. Bu, hedefe ulaşmanızın en iyi yoludur. Fotoğrafçılığınızı geliştirmeniz birçok farklı 'renkte' olabilir. İlk adımınız, amacınızın ne olduğunu belirlemek olmalıdır. Eğer sadece, bir hobi olarak, daha iyi fotoğraflar çekmek istiyorsanız, çevrenizde gezebilir ve bol bol fotoğraf çekebilirsiniz. Diğer yandan, amacınız profesyonel bir fotoğrafçı olmak ise, bir sanat okuluna gitmek sizi diğer seçeneklerden daha hızlı bir şekilde amacınıza ulaştıracaktır. Çoğu kişi bu iki seçenek arasında bulur kendisini.

  • Fotoğrafçılıkta renklerin önemi

    Renklerle yemek yiyor, uyuyor, çalışıyor ve rahatlıyoruz. Dünyalarımız renklerle derinden etkilenmektedir. Renklerle hissediyor, renklerle hayatımıza tecrübe katıyoruz. Öyleyse, yeteneğimizin en üst sınırında renkleri kullanmalı ve bunları yansıtan görüntüler ortaya çıkarmalıyız. Dijital fotoğrafçılığı öğrendiğinizde renkleri kontrol etmek ve anlamak esastır. Renklerle hisleri yansıtmak Duygusal canlılarız ve renklerle hissederiz. Siyah renkle öfke, yeşil renkle gıpta, mavi renkle soğukluk; beyaz bir çarşaf gibi ve altın renkle anılarımızı... Renkler turuncu bir gün batımı ve serin bir mavi sabahı gibi anılarımızı yansıtırlar. Yeşil büyümeyi ve sağlığı, kırmızı ise kızgınlığı ve enerji doluluğu gösterir. Renkleri kullanarak fotoğraflarınızda ruh hallerini yakalamayı deneyin. Konularınızı renklendirmek Bir renk seçin ve onu baskın bir nesne yaparak çekiminizi yapın. Parlak bir şekilde boyanmış kapı ya da pencerelerle idin. Basit bir tasarımı ya da şekli olan bir nesne seçin fakat göze çarpan renkler ve doğal bir arka plan ile çarpıcı etkiler elde etmeye çalışın. Uyum yaratmak Renk tekerleğinde yan yana bulunan renkleri bir arada çekin. Doğa, muhteşem görüntüler oluşturan sarılar ve yeşillerin uyum ile doludur. Sonbahar ise sarıları, turuncuları ve kahverenginin uyumunu en güzel şekilde bulabileceğiniz mevsimdir. Sessiz renkleri seçmek Bu, özellikle yüksek karşıtlıklı sahnelerin olduğu durumlarda çalışır çünkü bu sahnelerde kendilerini sessiz bir renk tonuna yöneltme eğilimindedirler. Bu daha çok monokrom (siyah beyaz) çekime benzer ve sahnede, sahneyi domine etmeyen iki renk bulunur. Yumuşak ya da dağınık ışık kullanın ve böylece fotoğrafınız yumuşak bir görüntü alsın. Bulutlu günler, sessiz renkleri çekmek için harika zamanlardır. Kontrastlı renkleri seçmek Renk tekerleğinde, birbirlerinin tam olarak karşısında yer alan renkler kontrastlı renkler olarak adlandırılırlar ve inanılmaz çekim sonuçları verirler. Kırmızı bir çiçeği yeşil bir arka plan ile çekmek etkili bir sonuç verecektir. Bu, renkleri daha kalıcı yapar ve konunuzu arka plandan ayırır. Vurgular kullanmak Öncelikle bir monokrom fotoğraf seçmek ve sonrasında da bir renk grubunu izole etmek bir dinamik aralık oluşturacaktır. Bütün renkleri kaldırırsınız ve bir rengi hariç tutarsınız. Bir şemsiye ya da bir çiçeği sade bir arka planla çekmek buna bir örnektir. Modelleri renklerle vurgulamak Tekrarlayan şekiller sahnenizi hareketli bir hale getirecektir. Kırmızı başlıklı bir asker sırası fotoğrafınıza hareket etkisi katacak ve dinamik bir görüntü oluşturacaktır. Fotoğrafı kırparak, renkli modellerden oluşan bir görüntü yakalayabilirsiniz. Fotoğraflarınızda renkleri kullanmak dinamik bir etki bırakacaktır, bu nedenle bunu sık sık kullanın. Renklerin baskın olmasına izin verin. Biz, renklerin insanlarıyız, bu yüzden renkleri kullanın. Mutlu çekimler.

  • Fotoğraf çekmek için yeni yerler nasıl bulunur?

    Bir yeri ilk defa ziyaret etmek gibi hoş pek az şey vardır ve ben bunu gerçekten seviyor, her ay fotoğrafını çekebilmek için en az bir yeni yere gidiyorum. Fotoğrafçılığa ilk başladığımda bu bana pek zor bir işmiş gibi gelmedi çünkü evimin bir arka bahçesi vardı ve bu bana ve kameram için yeterliydi fakat bu zamanlar geçmişte kaldı ve işler biraz daha zorlaştı. Yeni yerler gidilmesi gereken yerler halini aldı ve gittiğim yerler de daha önce ziyaret ettiğim yerler haline döndü. Bir dünya seyahati en çok istediğim şeylerden birisiydi fakat bunu yapabilmek için aracım ve vaktim de yoktu, bu nedenle gidebileceğim yeni yerler, evime belli bir sürüş mesafesindeki yerler olarak kaldı. Sonuç olarak yerel çevrenizdeki gidebileceğiniz yerleri keşfedebilmeniz için kullanışlı teknikleri derledim ve umarım bu sizin de aynı şekilde yeni yerler keşfedebilmenize yardımcı olacak. Fotoğraf çekmek için yeni yerler nasıl bulunur? Stuck on Earth Google Maps, Google Earth ve Google'ın Street View gibi yer bulma konusunda harika yazılımların yanı sıra benim kullandığım en iyi araçlardan birisi de Stuck on Earth. Flickr'a yüklenmiş olan fotoğrafların konumlarını alarak çalışır ve size sadece fotoğraf konumlarını değil aynı zamanda bu konumlarda çekilmiş harika fotoğrafları da gösterir. Fotoğrafları aradığınızda bütün dünya genelinde çekilmiş fotoğrafları en iyilerini belirli bir sistem dahilinde listeler. Programda bir sürü özellik var ve bu programı bir kaynak olarak tavsiye ediyorum (ve aynı zamanda ücretsiz). (Ipad - Iphone ve Android sistemleri için) Daha fazla bilgiyi burada bulabilirsiniz. Bir fotoğraf kulübüne katılın Dışarı çıktığınızda ve fotoğraf çekmek istediğinizde, yeni yerler bulabilmeniz için en iyi yollardan birisinin bir kulübe katılmak olduğunu söylemem gerekir. Eğer siz orada uzun yıllardır yaşıyor olsanız bile, bir başkası orada sizin daha önce hiç görmediğiniz ya da daha iyi bir şekilde göremediğiniz yerleri bulmuş olabilir ve size daha iyi bir bakış açısı sunabilir. Fotoğraf kulüpleri sık sık fotoğraf yürüyüşleri düzenler ve bunların çoğu sizin için yeni gidilecek yerler olabilir ve bu sayede gün batımında orada olabilirsiniz. Bu büyük bir deneyimdir ve henüz denemediyseniz, bunu denemenizi tavsiye ederim. Daha önce hiç bir fotoğraf yürüyüşüne katıldınız mı? Deneyimlerinizi bizimle paylaşın. Bir yere gece giderek o yeri yeni yapın Yeni bir yer bulmak için kullandığım hilelerden birisi de yeni bir yere gitmek değil, aynı yere gece yarısında gitmektir. Gece bizim dünyayı algıladığımız biçimi değiştirir ve aynı yeri farklı bir gözle görmenizi sağlar. Bu, kameranızın düşük ışıkla bir imtihanıdır fakat bana göre fotoğrafçılığın en eğlenceli türlerinden birisidir. Yerel çevrenizi tanıtan bir rehber kitap alın Rehber kitaplar harika araçlarla belirli bir zamana göre ayarlanmış gibi gözükebilir fakat bu rehber kitaplar size harika noktaları gösteren iyi bir arkadaş olabilir; ne bekleyeceğinizi, nereye park edeceğinizi ve nereyi ziyaret edeceğinizi söyleyebilirler. New England'daki yüzlerce şelaleyi anlatan bir rehber kitabı satın almış olmasaydım Trap Şelalelerini asla bulamazdım. Bu kitapta sadece şelalelerin nerede olduğu değil ulaşımın nasıl olduğu ve düşüşlerin ne kadar yüksek olduğu da yazıyordu. Amazon adlı sitede ve diğer kitapçılarda telefonunuzla ya da eReader'inizle okuyabileceğiniz yüzlerce e-kitap bulabilirsiniz. Deponuzu doldurun ve sadece sürün Son olarak, eğer her şey başarısız olursa, sadece deponuzu doldurun ve sürün. Yapmayı en çok sevdiğim şeylerden birisi de bir otoyola çıkmak ve "Şimdi 75 kilometre gideceğim ve ilk çıkıştan çıkacağım." demektir. Bunun sonucunda, hiç bilmediğim bir şehirde buluyorum kendimi ve yeni şeylerle karşılaşıyorum. Hiçbir şeyi kaçırmak istemediğim için yanımda bir arkadaş götürmeyi de seviyorum. Elbette amacınız olmadan yola çıkmanız pek akıllıca bir fikir gibi görünmeyebilir ve biraz zorlanabilirsiniz. Bu her ne kadar yeni bir yer bulmanız mümkün demek olsa da bir ihtimal de yeni bir yeri gözden kaçıracaksınız - bütün gününüzü sürüş yapmış ve bir depo benzin harcamış olabilirsiniz. Siz yeni fotoğraflar çekmek için yeni bir yeri nasıl buluyorsunuz? Tamam. Bu listeye göre işleri yürütebilmek için sizin sıranız - yeni yerleri çekmek için nasıl bir teknik uyguladığınızı duymak hoşuma giderdi elbette -. Aşağıdaki formu kullanarak yorum yapın ve bilmemizi sağlayın.

  • Pan tekniği ipuçları

    Bu yazıda size en ilginç fotoğrafçılık tekniklerinden birini tanıtmak istiyorum: "Panning." (Çevrinme) Pek çoğunuz merak edebilir ve "Panning (çevrinme) nedir?" diye sorabilir. Panning oldukça basit bir tekniktir, sadece perde hızını, diyaframı ayarlayın ve kamerayı sabit tutarak hareket eden nesne ile birlikte hareket ettirin. Tahmin edin ne olacak? Bulanık bir arka plana karşı keskin bir nesne. Elbette, bunun kolay olduğunu düşünebilirsiniz ancak biraz zorlayıcı olabilir. Size pan tekniği hakkında işinize yarayacak ve bu tekniği zevk alarak kullanmanızı sağlayacak birkaç ipucu vermeme izin verin. Düşük Perde Hızları: Perde hızınızı normalden biraz daha düşürün fakat çok düşürmeniz keskin bir nesne elde etmenizi zorlaştıracaktır. Örneğin, hareket eden bir araba için 1/60 saniyelik ya da yaklaşık bir perde hızı ile etkili sonuçlar elde edebilirsiniz. Yürüyen insanlar ya da bisikletlileri çekecekseniz 1/30 saniye civarında çekim hızları deneyin. Daha hızlı perde hızları kullanırsanız arka planı da net yapacaksınız ve hareket etkisini veremeyeceksiniz. Otomatik Netleme: Kameranızın otomatik netleme ayarını açın ve deklanşöre yarım basın, hedefinizi seçin ve hareket eden nesne ile birlikte kameranızı çevirin (pan etmek). Pan yapmaya deklanşöre tam bastıktan sonra da devam edin. Böylelikle deklanşöre tam bastığınız andan bitiş anına kadar hareket etkisini verebileceksiniz. Kameranızın (lensinizin) odaklama hızı yeterli değilse ön odaklama yapabilirsiniz. (Tahmini odaklama) Doğru Konumu Seçin Pan tekniğinde pan için iyi bir konum seçmek iyi bir görüntü almak için önemli rol oynamaktadır. Çekim yapmayı planladığınız yer güvenli olmalı ve kaydırmaya engel teşkil etmemelidir. Ayrıca, çekim sırasında mesafeyi korumak için bir telefoto lens kullanabilirsiniiz. Konunuzun ilgisini dağıtacak şekilde karışık ya da parlak bir arka plandan kaçının. Konuyla Aynı Hizada Kalın: Kameranızı, .ekim yapacağınız konu ile aynı seviyeye getirmeye çalışın. Bu, net bir görüntü çekebilmeniz için odaklamayı kolaylaştıracaktır. Konu ile aranıza mesafe bırakın: Düşünmeniz gereken bir diğer önemli konu ise konu ile aranıza yeterli bir mesafe bırakıp bırakmadığınızdır. Yetersiz alan bırakmanız durumunda kaydırmada sıkıntı yaşayabilirsiniz. Üçayak-Tekayak (Monopod) kullanmak Daha net ve temiz görüntüler için çekiminiz süresince üçayak ya da tekayak (monopod) kullanmaya çalışın. Uygulama yeteneklerinizi artıracaktır. Şimdi, kameranızı alın ve sokakta yürüyün. Bu sırada hareket eden insanlara pan yapın. Birkaç çekimden sonra bu konuda başarılı görüntüler ortaya çıkaracaksınız. İstediğiniz takdirde ayarları değiştirerek daha fazla hareket etkisi ekleyebilirsiniz.

  • Manzara fotoğrafçılığı için ışık oranları

    Manzara fotoğrafçılığı iyi bir aydınlatmaya dayanır. Tekrar söylemek gerekirse... harika bir aydınlatmaya dayanır. Harika bir aydınlatma, nereye ve ne zaman bakacağınızı bilirseniz, kolayca bulunabilir. Ön plan ve arka plan arasındaki şık dengesini ya da ışık oranını anlamak, daha iyi manzara fotoğrafçılığına doğru yol almanızı sağlayacaktır. Arka plan genellikle gökyüzüdür ve ön planda ise genellikle fotoğrafınızın konuları bulunur. Örneğin bir tepe, bina ya da göl. Basitçe anlamanız için, konumuzun bir tepe olduğunu düşünelim. Saat, öğleden önce 06:00 ve güneşin arkanızdan doğacağı bir konum buldunuz. Sağlam bir üçayak bulun, ayarlayın, ayna kilitleme özelliğini açın ve bekleyin. Güneşin ilk ışınları ufukta yavaş yavaş belirmeye başlayacak ve zirveleri aydınlatmaya başlayacaktır çünkü zirveler en yüksek noktalardır. Güneş ufukta yükselmeye başladıkça bütün tepe aydınlanmaya başlayacaktır. Saat 08:00 civarına geldiği zaman güneş bütün tepeyi aydınlatmış olacak ve böylece, tepe ve ışık arasında 50:50 oranında ışık oranı verecektir. Bir an için şunu düşünün, tam ters yönden, güneş size bakacak bir şekilde çekiyorsunuz ve güneş tepenin arkasından doğuyor. Işık oranı büyük ölçüde değişecek ve 5:95 (tepe:gökyüzü) gibi bir oran verecek, çünkü tepeyi aydınlatan son derece az fakat gökyüzünde çok fazla ışık olacak çünkü güneş doğrudan lensinize doğru doğuyor olacak. Bu, beyaz bir gökyüzü ve karanlık bir manzara fotoğrafı oluşturacaktır. Silüet fotoğrafları bunun gibi bir örnektir. Şimdi, ne zaman çekim yapmayacağımızı biliyoruz, güneşi solumuza alarak çekim yapmaya çalışacağız. Bu şekilde yapılan bir çapraz aydınlatma çok cazip olabilir. Çapraz aydınlatma insan fotoğrafçılığında da, flaş kapalı bir şekilde kullanılır. Şimdi, dahili flaşlarınızın neden nadiren gurur duyacağınız portreler verdiğini biliyorsunuz. Öğlen saat 12:00 civarında güneş neredeyse tepemizde olacaktır ve 20:80 oranında aydınlatma verecektir. Bu, özellikle Malezya gibi tropikal iklimin olduğu nemli topraklarda, gökyüzünün tepenizden daha fazla aydınlanmasına neden olacaktır. Nem oranının düşük olduğu topraklarda 50:50 gibi bir oran elde edebilirsiniz. Eğer tepenin aydınlanmasını engellemeyecek bir şekilde fırtına bulutları tepenin arkasından belirmeye başlamışsa, koyu bulutlar 60:40 (tepe:gökyüzü) gibi bir oran ortaya çıkarabilecektir. Bu gerçekten harika manzara fotoğrafları ortaya çıkarabilir çünkü güneşli ön plan, kara bulutlarla kaplı arka plana göre daha fazla ilgi çekebilir.

bottom of page